Allahım bu nerden çıktı simdi Çabuk al topla kıyafetlerini

Temel ile Dursun yıllardır aynı mahallede yaşayan, birbirlerine sürekli şaka yapan iki yakın arkadaşmış. Bir gün Dursun, Temel’in her fırsatta kendisini kandırmaya çalışmasından sıkılmış ve bu kez işi tersine çevirmeye karar vermiş. Sabah erkenden Temel’in kapısını çalmış. Kapıyı uykulu gözlerle açan Temel’e büyük bir heyecanla, “Temel, çabuk hazırlan! Kasabaya çok zengin bir adam gelmiş. Kim onun söylediği ilk işi yaparsa tam on bin lira veriyormuş.” demiş.

Temel bunu duyar duymaz üzerini değiştirmiş, ayakkabılarını giymiş ve Dursun’la birlikte koşarak kasabanın meydanına gitmiş. Meydana vardıklarında ne kalabalık varmış ne de zengin bir adam. Temel şaşkınlıkla etrafına bakıp, “Hani nerde bu adam?” diye sormuş. Dursun hiç bozuntuya vermeden, “Az önce buradaydı. Sen biraz geç çıktın, herhalde kahvehaneye gitmiştir.” demiş.

İkili soluğu kahvehanede almış. İçeri girdiklerinde herkes çayını içiyor, okey oynuyormuş. Temel masaları tek tek dolaşıp, “Aranızda on bin lira dağıtan zengin kim?” diye sorunca kahvehanedekiler birbirine bakıp kahkahalarla gülmeye başlamış. Dursun ise ciddi görünmeye çalışarak, “Demek yine kaçırdık.” diye söylenmiş.

Temel pes etmemiş. “Bulacağım ben onu.” diyerek çarşıyı dolaşmaya başlamış. Kasabanın bütün sokaklarını gezmiş, esnafa sormuş, pazara uğramış ama kimse böyle bir adam görmediğini söylemiş. Yorulunca bir bankta oturmuş. O sırada yaşlı bir amca yanına yaklaşmış ve “Evladım ne arıyorsun sabahtan beri?” diye sormuş.

Temel başından geçenleri anlatınca yaşlı adam gülümsemiş. “O dediğin adamı ben gördüm galiba. Az önce göl kenarına doğru gidiyordu.” demiş. Temel bunu duyar duymaz yeniden koşmaya başlamış. Göl kenarına vardığında yine kimseyi bulamamış. Tam geri dönecekken uzaktan Dursun’un ağaca yaslanmış kahkaha attığını görmüş.

Temel durumu anlamış ama belli etmemiş. Eve dönerken kendi kendine, “Bekle Dursun, şimdi sıra bana geldi.” diye düşünmüş. Ertesi sabah erkenden Dursun’un kapısını çalmış. Kapıyı açan Dursun’a telaşla, “Çabuk gel! Belediye bugün isteyen herkese ücretsiz odun dağıtıyor. Geç kalırsak kalmaz.” demiş.

Dursun da haberi duyar duymaz traktörünü çalıştırmış, römorkunu bağlamış ve Temel’le birlikte belediyenin deposuna gitmiş. Depoya vardıklarında kapıda görevli duruyormuş. Dursun hemen, “Bedava odun almaya geldik.” deyince görevli şaşkınlıkla, “Ne odunu? Biz burada üç gündür çiçek fidesi dağıtıyoruz.” demiş.

Bu kez kahkaha atma sırası Temel’e gelmiş. Dursun sinirlenmiş ama yine de pes etmemiş. “Tamam, bugün sen kazandın.” demiş.

İki arkadaş akşam yine kahvehanede buluşmuş. Olanları anlatınca herkes gülmekten gözlerinden yaş gelene kadar kahkaha atmış. Kahveci bile çayı dökerken gülmekten bardağı taşırmış. En sonunda yaşlılardan biri ayağa kalkıp, “Siz ikiniz var ya, birbirinizi kandırmaya çalışırken bütün kasabayı eğlendiriyorsunuz.” demiş.

Temel çayından son yudumu aldıktan sonra gülümseyerek Dursun’a dönmüş ve, “Bak Dursun, dostluk dediğin biraz da böyle olur. Arada bir kandıracağız ama sonunda birlikte güleceğiz.” demiş. Dursun da başını sallayıp, “Doğru diyorsun Temel. Yalnız bir dahaki şakayı ben hazırlıyorum. Bu sefer kaçamayacaksın.” cevabını verince kahvehanedeki herkes yeniden kahkahaya boğulmuş. Kasabada o günden sonra ne zaman Temel ile Dursun’u yan yana gören olsa, “Bugün acaba hangisi hangisini kandıracak?” diye merak etmeye başlamış.

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.