İki çocuğu olan köylü delikanlı askerden gelmiş

Temel Temel bir gün doktora gitmiş. Son zamanlarda kendini çok halsiz hissettiğini, hiçbir iş yapmak istemediğini ve sürekli uyuduğunu söylemiş. Doktor çeşitli testler yaptıktan sonra ciddi bir yüz ifadesiyle Temel’e dönmüş. “Sana kötü bir haberim var.” demiş. Temel heyecanla ayağa kalkmış. “Doktor bey ne olur söyleyin, ne hastalığım var?” diye sormuş. Doktor, “Çok çalışmaktan dolayı aşırı yorgun düşmüşsün. Bir ay boyunca hiçbir ağır iş yapmayacak, bol bol dinleneceksin.” demiş. Temel rahat bir nefes almış. “Ben de kötü bir şey söyleyeceksiniz sandım. Hanıma bunu siz anlatır mısınız? Çünkü evde bana kimse inanmaz.” diye cevap vermiş.

Doktor gülümseyerek Temel’i uğurlamış. Temel eve gider gitmez raporu eşine uzatmış. Eşi raporu baştan sona okumuş ama yüzünde en ufak bir değişiklik olmamış. “Doktor da senin kadar tembelmiş galiba.” deyince Temel’in bütün planları suya düşmüş. Ertesi sabah yine bahçeyi sulamak, odun kırmak ve alışveriş yapmak zorunda kalmış.

Aradan birkaç gün geçmiş. Temel bu kez aklına yeni bir fikir getirmiş. Mahalle kahvesine gidip arkadaşlarına dert yanmaya başlamış. “Evde sözüm geçmiyor. Doktor dinlen dedi ama hanım bana dinlenme izni vermiyor.” demiş. Dursun da hemen akıl vermiş. “Sen de hastaymış gibi davran. Sürekli öksür, yavaş yürü, yüzünü de biraz as. Belki inanır.” demiş.

Temel bu fikri çok beğenmiş. Eve girer girmez omuzlarını düşürmüş, ağır ağır yürümeye başlamış. Ara sıra öksürüyor, derin derin nefes alıyormuş. Eşi önce endişelenmiş. “İyi misin?” diye sormuş. Temel de zayıf bir sesle, “Pek iyi sayılmam.” demiş. Eşi hemen koltuğa oturtmuş. Temel içinden “Nihayet işe yaradı.” diye sevinirken eşi eline bir liste tutuşturmuş.

Temel şaşkınlıkla listeye bakmış. “Bu ne?” diye sormuş. Eşi gayet sakin bir şekilde cevap vermiş. “Sen ağır iş yapmayacaksın ya, bunlar hafif işler. Markete uğra, ekmek al, faturaları yatır, terziye git, dönüşte de çocukları okuldan al.” Temel’in yüzü bir anda düşmüş. “Bunlar hafif iş mi?” diye söylenmiş. Eşi de gülerek, “Ağır işleri ben yarına bıraktım.” demiş.

Pes etmeye niyeti olmayan Temel, ertesi gün yine kahveye gitmiş. Arkadaşlarına yaşadıklarını anlatınca herkes kahkahaya boğulmuş. Bu kez İdris söze karışmış. “Hanımın seni dinlemiyorsa, sen de evde hiçbir şey duymuyormuş gibi davran.” demiş. Temel bunu da denemeye karar vermiş.

Akşam eve geldiğinde eşi mutfaktan seslenmiş. “Temel, çöpleri çıkar.” Temel hiç cevap vermemiş. Bir süre sonra yine ses gelmiş. “Temel, odunları da içeri al.” Yine sessizlik… Temel planının işe yaradığını düşünerek gülümsemeye başlamış. Tam o sırada eşi salona gelmiş ve yüksek sesle, “Mahalledeki kahvehanede bedava çay dağıtıyorlarmış.” demiş.

Temel bunu duyar duymaz koltuktan fırlayıp, “Nerede, hemen gideyim!” diye bağırmış. Eşi kollarını bağlayıp gülümseyerek bakmış. “Demek kulakların gayet iyi duyuyormuş. Madem öyle, önce çöpleri çıkar, sonra odunları içeri al. Bedava çay da kaçmaz.” demiş.

Temel başını eğmiş, ayakkabılarını giyerken kendi kendine söylenmiş: “Şu dünyada doktordan rapor almak kolay da, hanımdan izin almak gerçekten çok zormuş.” Kahvehanedeki arkadaşları ertesi gün Temel’i görünce sonucu sormuşlar. Temel de derin bir iç çekerek, “Doktor beni dinlenmeye gönderdi ama hanım beni emeklilikten geri çağırdı.” deyince kahvehanedekiler dakikalarca gülmekten kendilerini alamamış.

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.